25 Temmuz 2007 Çarşamba

Özgün - Biyografi

11 yaşımda tek başıma Ankara’nın yolunu tuttum… Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yatılı olarak okumaya başladım. O okuldaki hele yatakhanedeki ilk günlerimi hiç unutmam. Herkes ailesinden uzak olduğu için ağlıyordu ama ben hedefime ulaştığım için çok mutluydum.


Ailem harçlık yolluyordu ama ben o parayı okuldan kaçıp arkadaşlarımla atari oynayarak harcıyordum. Tabii sonra da aç kalmamak için peynir ekmeğe talim ediyordum.
Öğretmenlerim benden memnundu ama hepsinin ortak kanaati aynıydı. “Çok yeteneklisin ama çalışman gerekir”… Yani çok çalışkan değildim…


Bir yandan da gitar çalıyordum kendi kendime… 16 yaşındayken bu işten para kazanmaya başladım. Tabii hem gitar çalıp, hem şarkı söyleyerek.
Önce kafelerde sahneye çıkmaya başladım. İlk işimden 500 bin lira almıştım.

Yatılı okuduğum için tabii ki sahneye çıkma konusunda çok zorlanıyordum. Okuldan kaçıyor, sahne programımı yapıyor ve gece 03’de tekrar sessizce yatakhaneye giriyordum. Yani o dönem hep kapı yerine pencereyi kullandım. Bu arada ailem okurken çalışmama karşı olduğu için çalıştığımı onlardan da saklamıştım.


Kafelerden barlara transfer oldum. İlk bar çalışmam çok beğenildi ve epey bir popülerlik kazandım. Tabii yaşım küçük olduğu için sanırım bu beni şımarttı ve patrona şartlar öne sürmeye başladım. Sonuç: İşime son verildi… Artık işsizdim…
Neyse ki bu dönem çok uzun sürmedi yine barlarda iş buldum. Gece 24’de sahne alıp, sabahın ilk ışıklarında sahneden iniyordum. 5 kişilik orkestramla yine çok popüler oldum.


Her şey yolunda gibi görünse de ters giden bazı şeyler de vardı… Geceleri çok geç yattığım için viyola çalışmalarım etkilenmeye başlamıştı. Çünkü ben viyoladan çok şarkı söylemeye zaman ayırıyordum.


Mezuniyet dönemim gelip çattığında içimi “ya mezun olamazsam” korkusu sardı. Her şeyden elimi eteğimi çektim ve kendimi okulun çalışma odasına kapatıp sabahlara kadar viyola çalıştım.


Bu sıkıntıları unutturacak bir sonuçla okuldan mezun oldum. 100 üzerinden 99 aldım…Okulda kalmam için teklif geldi. Kabul ettim ama bir yandan da bar çalışmalarına devam ediyordum.


Bu arada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda da çalışmaya başladım. Araya bir de master sıkıştırdım ve Polonya’ya gidip master class çalışması yaptım.


Polonya dönüşü okulun oda orkestrasında da çalışmaya başladım. Bir yandan da senfoni orkestrası ve dışarıda da bar çalışmalarım devam ediyordu. Tam bir üçgen oluşmuştu. İtiraf etmeliyim bir yanda klasik müzik, öte yanda pop, tam bir ikilem yaşadım o dönemde…


Tabii ki amacım senfonide kadrolu olarak yer alabilmekti. Ama zaman içinde bu ihtimalin zayıfladığını gördüm ve sonunda klasik müzik ile yollarımı ayırmaya karar verdim.


Bu arada pop müzik sanatçıları değil ama kendi sözlerini ve müziklerini yapan sanatçılar benim çok dikkatimi çekiyordu. Bu konuda kendimi yokladım ve bir de baktım besteci kimliğim beni başka bir yöne çekiyor. Artık ben de söz yazıp, beste yapıyordum.
İçimden gelen sese kulak verdim ve de Türkiye’nin iyi müzik yapan müzisyenlerinden ve sevilen pop starlarından biri olma kararı aldım kendi kendime…

Özgün :))

En sevdiği insan:
İnsanlar desek olmaz mı; ailem.


En büyük korkusu:
Yalnız kalmak.


En büyük aşkı:
Daha yaşamadığım aşk.


Başına gelen en büyük olay:
Bir gece sahnede şarkı söylerken önde oturan bir adam tabancasını çekti ve sağa sola ateş etmeye başladı. Ben yere attım kendimi ve yerde şarkımı söylemeye devam ettim. Olay bitince de “Kurşun Adres Sormaz ki” adlı şarkıyı söyledim.



En çok neye güler:
Kamera şakaları ve Ata Demirer.


En sevdiği huyları:
İyi niyetli ve arabulucu olmam. Yani herhangi bir anlaşmazlık olduğunda hemen araya girip insanları uzlaştırabilirim.


En sevdiği yemek:
Balık.

En sevdiği şehir:
Ben Eskişehir’de doğdum, Ankara’da büyüdüm bu nedenle de İstanbul bana çok büyülü geldi.


Söylediği en büyük yalan:
Ben hiç yalan söylemem (Bundan büyük yalan var mı)


En önemli pişmanlığı:
Konservatuarı bitirme döneminde çalışmadım ve çok zorlandım.


En önemli hatası:
İlk bar çalışmamda biraz tanınınca şımardım ve de patrona şartlar ileri sürdüm sonunda da işsiz kaldım.


En büyük başarısı:
Umarım bu albüm olur.


En büyük başarısızlığı:
Sınavlarda aldığım birkaç kötü not dışında yok.


En üzüldüğü olay:
Aldatılmak


En heyecanlandığı an:
Okulun oda orkestrası ile konser veriyorduk ve ben viyola gurup şefiydim. Uzun bir notada solo yapmam gerekiyordu. Yayı çekerken heyecandan elim titredi ve kendimi çok kötü hissettim.

Özgün Albümü








Özgün - Günahkar

Aşk ,bu aşk değil
Bildiğin gibi oyun değil
Sen , bu sen değilsin
Terkedip gitmek huyun değil
Sus, birşey söyleme
Kırılır kalbim , bu son değil
Ben , bu ben değilim
Kabullenip gitmek huyum değil

Susarım bazı günler
Yakarı denizleri
Beni hapseder bu sensiz geceler
Susarım bazı günler
İçerim kederleri
Beni hapseder bu sensiz geceler

Günahkarsın günahkar
Günahkarsın geceler
Seni benden alanlar
Ağlasın gecelerce
Günahkarsın günahkar
Günahkarsın geceler
Herşeyimi alanlar
Ağlasın gecelerce


**Söz:
Özgün Uğurlu
Müzik:
Özgün Uğurlu
Düzenleme:
Hacı Mustafa Ceceli

Yaylı Grubu:
Gündem
Akustik & Klasik gitar:
Erdem Sökmen
Bas Gitar:
İsmail Soyberk
Piyano:
Hacı Mustafa Ceceli

Özgün - Eyvah

Dün gece yarısı bulandım da gözlerine
Sus birşey deme önce dinle sözlerimi
Yok anlatamam birkaç sözle hislerimi
Aşk bana uzak bir kavramdı senden önce

Eyvah , eyvah , nasıl oldu bir anda
Bozuyorum yeminimi , aldatıyorum galiba bir anda

Yine bile bile
Eyvah , eyvah , nasıl oldu bir anda
Bozuyorum yeminimi , aşık oldum galiba


**Söz:
Özgün Uğurlu
Müzik:
Özgün Uğurlu
Düzenleme:
Ender Çabuker

ALBÜM-ELVEDA


Elveda
Mom Müzik / Kasım, 2005

Aşk çiçeği
Elveda
Eyvah
Günahkar
Kandırman Lazım
Şeytan
Yanarım
Yıllar Yılı
Yokluğunun zulmüne

Özgün - Şeytan Klibi

Özgün - Kandırman Lazım Klibi

Özgün - Ask Çiçegi Klibi

ÖZGÜN - AŞK ÇİÇEĞİ

Söz vermiştik , yıllar önce
Yok artık sende mi beni yaktın gittin söyle
Direnmedim , sustum yine çaresiz
Kabullendim sessiz gidişlerine

Sensizliğe alışamadım
Alıştığım her gün ölmek değil , ne olur gitme
Doğan güneş , bizim olsun sadece
İzin ver solmasın açan çiçeklerimiz

Gözlerin gibi yalan söyle
İstersen kabullenme
Yine battı yaz güneşi
Açamadı soldu aşk çiçeği


****Söz:
Özgün Uğurlu
Müzik:
Ender Çabuker
Düzenleme:
Ender Çabuker
Akustik Gitar:
Erdem Sökmen
Solo Gitar:
Mehmet Esemen
Saksafon:
Serdar Barçın

ÖZGÜN-ELVEDA

Zaman değil geçen , ömürmüş anlamadık
Tükendik bizde yıllar gibi , yaralandık
Bana bıraktığın yüzümdeki bu çizgiler
Alıp götürdüğün ömrümün baharları

Suçumuz neydi bizim
Feryadım Tanrı’ya
Sana son sözüm gülüm
Elveda

Herşey biter , herkez unutulur
Ben seni kaç kere sevdiğimi unuttum
Haram olsun , yıllarım olmuş ziyan
Sende unut beni , yok yere sevdiğimi

Zaman değil geçen , ömürmüş anlamadık
Yenildik bizde aşklar gibi , karalandık
Bana bıraktığın yüzümdeki bu çizgiler
Alıp götürdüğün ömrümün baharları


Suçumuz neydi bizim
Feryadım Tanrı’ya
Sana son sözüm gülüm
Elveda

Herşey biter , herkez unutulur
Ben seni kaç kere sevdiğimi unuttum
Haram olsun , yıllarım olmuş ziyan
Sende unut beni , yok yere sevdiğimi

Bir sabah boş evinde üşeyerek uyanacaksın
Titrek kalbini eski mektuplara saracaksın
Ben senle bir günü , bir ömre kıyaslarken
Sen benden bi’haber başka kollarda uyuyormuşsun


Olsun , avuçlarında ben , burnunda benim kokum
Ben seni çoktan unuttum , sen beni unutamıyacaksın


Söz:Özgün Uğurlu
Müzik:
Özgün Uğurlu
Düzenleme:
Hacı Mustafa Ceceli
Yaylı Grubu:
Gündem
Akustik & Klasik Gitar:
Erdem Sökmen
Kemençe:
Furkan Bilgi
Bas Gitar:
İsmail Soyberk
Davul:
Volkan Öktem
Perküsyonlar:
Yaşar

Özgün - Kıvırır Klibi